Gününün dört saatini sokaktaki dostlarına ayırıyor

Hatay Dörtyol’da yaşayan Nur Berfin Arığ  (22) gününün dört saatini hayvanlara ayırıyor.  Hayvan dostu Arığ, üç kedisiyle birlikte yaşıyor.

Yaklaşık 40 kedi ve 10 köpeğin bakımını üstlendiğini söyleyen Nur Berfin Arığ sokakta bulduğu yaralı hasta hayvanların tedavisini de üstleniyor. Besleme için mama bağışı desteği alan Arığ, bunu mama bağışı için kurulmuş bir sistem üzerinden gerçekleştiriyor.  Kendine ait bir sosyal medya hesabından kendi kumbara linkini paylaşarak insanlara ulaşıyor. Gönüllüler oradan bütçelerine uygun mamayı seçip mama bağışında bulunabiliyorlar. Haftanın her günü sokaktaki hayvanları beslemeye çıktığını ifade eden Arığ, havanın çok soğuk ve yağışlı olduğu günler iki kez çıktığını belirtti.

“Çevremden yeterli desteği görüyorum demek isterdim”

Tedavi masrafları için destek aldığını belirten Arığ, “Bakıma, tedaviye muhtaç çokça can çıkıyor karşıma, dönüp de ardımda bırakamıyorum hiçbirini. Bağışları bu amaç için açtığım sosyal medya hesabımdan ilan açarak, can hangi klinikte tedavi görüyorsa oranın IBAN ını ilana dahil ederek oluşturuyorum.” dedi.  Sokak hayvanlarının dostu Nur Berfin Arığ sözlerine şöyle devam etti; “Çevremden yeterli desteği görüyorum demeyi çok isterdim, fakat maalesef öyle bir durum söz konusu değil. Bu konuda duyarlı insan oldukça az. Fakat bugüne kadar bana destek olan herkese, hayatlarını kurtardığım her bir can için, minnettarım.”

Hayvan haklarını koruyan yeterli bir yasa yok

Nur Berfin Arığ

Toplumda hayvanlara duyarlılığın az olduğunu söyleyen Arığ, “Biz hayvan sever gönüllüleri için, toplumumuzun hayvanlara karşı olan tutumu kalbimizde her gün kanatılan açık bir yara.” dedi. Nur Berfin Arığ sözlerine şunları da ekledi: “Bu konuda insanlara söylemek istediğim ise; Hayvanlara eziyet etme, şiddet uygulama konusunda toplumdan onay alamayan ya da bastırmaya çalıştığı psikolojik sorunları olan bireylerin hayvanları seçmesinin nedeni hayvanların insanlar kadar mücadele edilebilecek varlıklar olmadığını bilmeleridir. Hayvanlara yapılan şiddet genellikle çok küçük yaşlarda başlıyor. Tam da burada olayın sosyal boyutu konuya dahil oluyor. Ebeveynlerin çocuklarda hayvan sevgisini kazandırması, hayvanların da tıpkı bireyler gibi hisseden varlıklar olduğunu öğretmeleri gerekiyor.”

Hayvan hakları yasalarının yeterli olmadığını dile getiren Arığ, “Yasada yer alan sahipli-sahipsiz hayvan ayrımı ortadan kaldırılmalıdır. Hayvana yönelik zalimce davranış, cinsel şiddet için ertelemesiz ve indirimsiz hapis cezası getirilmelidir” dedi. Sokaklar hayvanların yaşam alanıdır ifadesinde bulunan Nur Berfin Arığ, “İnsanların hayvanlarla ortak yaşama kültürüne katkı sağlaması gerekir. Hayvan gösterilerinin hiçbir çeşidine izin verilmemelidir.” diye konuştu.

“Barınaklar çözüm değil”

İnsanların, hayvanları ölüme terk ettiğini dile getiren Arığ, “Barınaklarda kötü muameleye maruz bırakılan, farklı, kapalı bölümlerde tutulan hayvanların varlığından birçoğumuz bir haberiz. Hayvanların bulunduğu yerdeki varlığından rahatsız olan bireyler bu gerçeğe kör, sağır olarak hayvanları ölüme terk ediyorlar. Giren sağlıklı hayvan kısa süre içinde hayatını kaybediyor. Barınaklar çözüm değil sorunun kendisidir” ifadesini kullandı.

“Hayvanlar mal değil candır.”

Hayvan satış merkezlerinde oldukça kötü şartlarda bakılan onlarca can olduğuna değinen Nur Berfin Arığ , “Dışarıdan bakımlı, huzurlu görünen canların iç dünyasına girince, görünen güzel dünyalarından çok da eser kalmıyor aslında.” dedi. Hayvan ticaretini asla kabul etmediğini belirten Arığ sözlerine şunları ekledi; “Bir kafesin içine dört hayvanı sokuşturup da eziyet etmek, sokakta zor şartlar altında yaşamını sürdürmeye çalışan onlarca hayvan varken hayvan satış merkezlerinde cins hayvanların peşinde koşmak neden? Petshoplarda evcil ve egzotik hayvan üretimi ve ticareti yasaklanmalı. Hayvanlar mal değil candır.”

Gönüllüler ciddi bir savaş veriyorlar

Belediyeden kısmi destek gördüklerini söyleyen Nur Berfin Arığ , “Birçok belediye belirlediği noktalara mama odağı koyuyor, ilk zamanlar düzenli olarak mama desteği veriliyor. Fakat sonrası için durum aynı kalmıyor. Mama odakları, su odakları insanların(!) attığı çöplerle, izmaritlerle dolup taşıyor. Belediye düzenli olarak mama desteği vereceği vaadinde bulunup bir süre sonra unutuyorlar” dedi. Toplumun hayvanlar konusunda daha duyarlı olması çağrısında bulunan Arığ, “Düzenli olarak besleme yapan gönüllüler hem belediyenin desteğini yetersiz buluyorlar hem de besleme yapılmasından rahatsızlık duyan diğer insanlarla ciddi bir savaş veriyorlar.” ifadelerini kullandı.

Hayvan haklarını savunan kişi kesinlikle vegan olmalı mı?

Hayvan seçer değil hayvan sever biri olduğunu vurgulayan Nur Berfin Arığ sorumuza şöyle cevap verdi: “Hayvan haklarını savunan biri olarak bu soruya cevabım evet olacaktır. Bir bireyin kedi veya köpeğin başını okşayıp ama aynı zamanda da tabağındaki etin lezzetinden, bir ineği sömürüp de tükettiği sütünden konuşması birbiriyle çelişen bir durum benim için. Ben bu dünyanın sadece insanlara ait olmadığının ve tüm canlıların yaşama hakkının olduğunu savunuyorum. Benim için bir kedinin köpeğin yaşam hakkının olması ne demekse bir ineğin,  koyunun, kuzunun, arının, kazın, tilkinin yaşam hakkı aynıdır. Çünkü var olmak nefes alan her can için haktır.”

Haber: Kübra Ateş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir