HIV pozitif bireyler sosyal yaşamda ayrımcılığa maruz bırakılıyor

HIV pozitif bireyler toplumda çoğu alanda ayrımcılığa maruz bırakılıyor. Toplumun kalıp yargıları nedeniyle insanlar test yaptırmıyor. Sonuç olarak HIV hızla yayılmaya devam ediyor.

HIV ve AIDS’e karşı toplumdaki olumsuz tutum, risk altındaki ve enfekte bireylerin teşhis ve tedaviden kaçmasına neden olabiliyor.. Bu önyargının eğitim ve bilgilendirme ile ortadan kalkabileceğini belirten 20 yılı aşkın süredir HIV aktivisti olan Önder Bora, “Dünyanın birçok yerinde HIV üzerinde önemle durulan bir konu. Toplumun her kesimini ilgilendirdiği için, gerek korunma yolları gerekse tanı ve tedavi yolları detaylı şekilde anlatılan durumdadır. Bulaş ve bulaşmama yollarının anlatıldığı, HIV tedavisinde gelinen noktalar, HIV pozitif bireyden cinsel ilişki yoluyla bulaşmaması gibi tıbbi gelişmelerden haberdar olan toplumlarda HIV pozitif bireylere yönelik ön yargılar büyük ölçüde ortadan kalkmaya başlamıştır.” diye konuştu. Aynı zamanda Pozitif-iz Derneği yetkilisi olan Bora, Dünyadaki gelişmiş ülkelere kıyasla Türkiye’de ön yargıların daha fazla olduğunu belirtti.

HIV aktivisti ve Pozitif-iz yetkilisi
Önder Bora

“İlaç tedavisi alan HIV pozitif bireyin HIV negatif birinden farkı yoktur”

HIV’in önlem alınmadığında bulaşan bir enfeksiyon olduğunu, bu sebeple bulaşma ve bulaşmama yollarını herkesin bilmesi gerektiğini ifade eden Önder Bora, “Yalnızca HIV için değil. Bir insanın herhangi bir enfeksiyonla enfekte olması bir suç veya ceza değildir. Olası bir durumdur.” dedi. Hiç kimsenin isteyerek enfekte olmayacağını dolayısıyla kimden ne zaman ne şekilde enfekte olduğunun bir önemi olmadığını söyleyen Bora sözlerine şöyle devam etti:

“HIV, 1996 yılından beri Dünya Sağlık Örgütü tarafından kronik bir durum olarak belirtilmiştir. HIV tedavisi alan bireyler çok kısa bir süre sonra ‘Belirlenemeyen-Bulaşmayan’ (B=B) seviyesine gelmektedir ki bu hem birey hem de toplum sağlığı açısından çok önemlidir. B-B seviyesi demek, düzenli ilaç kullanan HIV pozitif bireylerden bir başkasına korunmasız cinsel ilişki yoluyla HIV’i  aktaramaması demektir. Yani ilaç tedavisi alan bir HIV pozitif bireyin cinsel yolla HIV bulaşı açısından HIV negatif bir kişiden hiçbir farkı yoktur.” https://www.pozitifiz.org/

Medya HIV’e karşı önyargı oluşturuyor

HIV’ın tıbbi bir durum olduğunu, ahlaki bir yanının olmadığını vurgulayan Önder Bora sözlerine şöyle devam etti:

“Medya birçok konuda bizi aydınlattığı gibi aynı zamanda yanlış dil kullanımı ya da yanlış, eksik, güncellenmemiş bilgiyle  toplumda HIV’e karşı büyük bir önyargı oluşturmaktadır. Örneğin HIV’in ilk ortaya çıkış yıllarında sadece eşcinsel erkeklerde görülen bir durum gibi lanse edilmesi HIV ile yaşayan kişilerin damgalanmasından tutun, ‘ben heteroseksüelim bana bulaşmaz, test olmam, tanı alırsam bana da eşcinsel derler’e varacak boyutlara kadar varmış ve HIV’ in yayılmasında da önemli soruna sebep olmuştur. Yine ‘hayat kadını’ ya da’ turist kadın’ ‘AIDS’li çıktı’ gibi hem ayrımcı hem de yanlış bilgi içeren başlıklar  HIV ile yaşayan insanların damgalanmasına ve yine yayılımına destek olmuştur.”

HIV ve AIDS farkı bilinmiyor

Toplumumuzun HIV’in, HIV olarak bilmediğini sadece AIDS olarak tanıdığını vurgulayan Bora, “Toplum tedavisi olduğunu bilmiyor. Çok kesin olan bir şey varsa o da HIV’in tedaviye başlanması sonucu AIDS’e dönüşmeyeceğidir.” dedi. HIV ve AIDS arasındaki farkın bilinmeden yapılan bu tür yayınların toplumda HIV fobisi oluşmasına yol açtığını ifade eden Önder Bora, “Ülkemizde hala bu enfeksiyonu HIV adıyla bilmeyip, tedavisinin olduğundan habersiz sadece AIDS adıyla bilen ve ölümle sonuçlandığına inanan kişilerin sayısı toplumda çok büyük bir orandadır.” diye konuştu. HIV’e karşı hissedilen stigmanın diğer bulaşıcı hastalıklara göre daha yoğun olmasının nedeninin bilgi eksikliği olduğunu belirten Bora, “Diğer bir neden de bulaş yollarından birinin cinsel ilişki olmasından kaynaklanıyor. Cinselliğin tabu olduğu, konuşulmadığı cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda bilgilendirilmeyen toplumlarda stigma oluşmasından daha doğal ne olabilir?” diye ekledi.

“HIV sosyal ortamda bulaşmaz

HIV’ın artık kronik bir durum olduğunu ve ‘ölümcül’ olmadığını belirten Önder Bora, “Tedavi altındaki HIV pozitif bireyler herkes kadar sağlıklı ve uzun bir hayat sürdürebilirler.” dedi.  Tedavi alan HIV pozitif bireyden bir başkasına korunmasız cinsel ilişki yoluyla HIV bulaşmayacağını söyleyen Bora, “HIV sosyal ortamda bulaşmaz. Yani aynı evde yaşayarak, aynı okulda okuyarak, aynı sırada oturarak, aynı tuvaleti kullanarak, sarılarak, öpüşerek, yüzeylere dokunarak bulaşmaz. HIV pozitif bireylerin HIV negatif bireylerden farkı yoktur. Aynı iş kolunda çalışabilir, evlenebilir ve çocuk sahibi olabilirler. Kısacası HIV pozitif bireylere karşı önyargılara sahip olmanın hiçbir nedeni yoktur.” diye konuştu.  HIV’in bulaş yollarını sorduğumuzda Önder Bora şöyle cevap verdi:

“HIV’in üç temel bulaş yolu vardır. Kan transferi ya da ortak enjektör kullanımı gibi kan yoluyla bulaşabilir. Tedavi almayan anneden bebeğine hamilelik, doğum ya da emzirme sırasında geçebilir ki artık bu da gerekli önlemlerle önlenebilir. Tedavi alan HIV pozitif kadınlar doğal yollarla hamile kalıp HIV negatif bebekler dünyaya getirebilirler. Önlem olarak sezeryanla doğum ve annenin bebeği emzirmemesi önerilir. Her türlü korunmasız ve B=B seviyesinde olmayan bir kişi ile yaşanan cinsel ilişki ile yoluyla bulaşabilir, bunun için kondom kullanmak son derece önemlidir.”

Rüzgar Z.

“İş yeri hemşiresi yüzünden tüm emeklerim çabalarım çöp oldu”

HIV pozitif birey Rüzgar Z. sosyal yaşamında yaşadığı zorlukları anlattı. HIV pozitif olduğu için işinden atıldığını söyleyen Rüzgar Z. sözlerini şöyle sürdürdü: “Çok iyi şirkette iyi bir derecede çalışıyordum. Kendimi gösterip ekip arkadaşlarımın arasında görünür olabilmek için canımı dişime taktım. Mesailere kaldım, işimi tutkuyla yaptım. Çok takdir edildim, çok sevildim. Her şey gayet güzel ilerlerken, terfi alıp övgülü gözlerle bakılırken iş yeri hemşiresi tarafından tüm emeklerim, çabalarım çöp oldu. Antikor testi için kan almaya geldi ofisime, ben de ona ben tüm iyi niyetimle ona HIV sastümden bahsettim.. O ne yaptı işletme müdürüne söyledi ve kendisi bir sağlık çalışanı olmasına rağmen “Burada çalışması uygun değil.” diyerek işletme müdürünün aklına girdi, uzun lafın kısası işimden oldum. Bu olay beni o kadar sarstı ki şu anda psikolojik destek alıyorum.  Bir insanın haksızlığa uğraması ve elinden hiçbir şey gelmemesi o kadar acı ki.”

“Ölüm haberi verir gibi söyledi, acıyarak”

Rüzgar Z. işe giriş belgelerini hazırlarken HIV pozitif olduğunu öğrendi. Rüzgar Z. süreci şöyle aktardı: Yeni işe başlayacağım şirket benden işe giriş belgelerinin arasında Eliza testi de istemişti. Test bir hafta sonra sonuçlanacaktı. Hastaneden beni arayıp sonucumun çıktığını söyleyip, hastaneye çağırdılar o gün gitmedim. Ertesi gün beni tekrar arayıp durumun önemli olduğunu ve acil şekilde hastaneye gelmemi istediler. Çok korktum. Enfeksiyon bölümüne gittiğimde doktor bana ölüm haberi verir gibi söyledi acıyarak. Dünyam başıma yıkıldı. Araştırma hastanesine sevk edildim. Annem ve babam da durumdan haberdar idi. Onlar da benim kadar üzülmüş ve yıpranmışlardı. Ailemle erken saatlerde hastaneye gittik. İki doktor beni bir saat sorguya çektiler “Nasıl oldu, kimden bulaştı, cinsel kimliğin ne, şüpheli ilişki yaşandın mı?” gibi sorularla. Şimdi ise hem HIV hem psikolojik tedavi görüyorum.”

Haber : Kübra Ateş

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir