Biz onlara sahip çıkmazsak yaşamlarını sürdüremezler

Çukurova Üniversitesi Hayvan Dostları Kulübü (ÇÜHAYDOST) yöneticileri, üniversitenin kampüsünde yaşamlarını sürdüren hayvanların yaşam koşulları, temel sorunlar ve yapılması gerekenler üzerine görüşlerini belirtti ve hayvanların vahşi olmadıklarını, bize muhtaç oldukları dile getirdi.

Çukurova Üniversitesi Hayvan Dostları Kulübü danışmanı Prof. Dr. Oya Işık, üniversitenin, Sağlık Kültür Spor Dairesi bünyesinde kulübün, kampüs hayvanlarının zarar görmeden yasabilmeleri için büyük gayret gösterdiklerini belirterek “Biz onlara sahip çıkmazsak yaşamlarını sürdüremezler. Öğrencilerimizin besleme etkinlikleri, yaralı ya da hasta hayvanların bilgisini yerel yönetimlere verme kulübün faaliyetleri arasındadır. Tabi sahipsiz köpek ve kediler e gösterdikleri sevgiyi en tepeye koymak gerekir” dedi. Kampüsteki köpek ve kedilere yerel yönetimlerce besleme yapıldığını dile getiren Işık, bununla birlikte yerel hayvan koruma görevlileri, sivil toplum örgütleri ve gönüllülerin destek verdiğini belirtti.

“Ekosistemde her bir canlı grubunun yeri ve önemi vardır”

Kampüsteki hayvanların yaşam şartlarının elverişli olduğunu söyleyen Işık, “Kampüsümüz, Adana ilimizin nadide yeşil alanıdır. Kuşların, kirpilerin, tavşanın, gelincik olarak bilinen pek çok hayvanın yaşayacağı başka yer neredeyse kalmamıştır” sözlerine yer verdi.

Oya Işık, kampüsteki en önemli sorunun köpeklerin kısırlaştırılamaması olduğunu vurgulayarak “Hayvanların parazit ilâçlamaları ya da hasta hayvanların tedavisi çok büyük oranda yerel hayvan koruma görevlileri ve gönüllülerin desteği ile yürütülmeye çalışılmaktadır” dedi. Dünyanın sadece insanlara ait olmadığını, diğer canlıların da yaşamaya hakkı olduğunu söyleyen Işık, “Köpek ve kedilerle, kuşlarla, böceklerle, kaplumbağalarla, kurbağalarla, sineklerle bir arada yaşamak durumunda olduğumuzu bilmeliyiz. Ekosistemde her bir canlı grubunun yeri ve önemi vardır” dedi.

“Köpeklerden korktuğu için görmek istemeyenler var. Bu korkuyu yenmeye çabalamalıyız. Bu amaçla kulüp olarak konferanslar düzenledik, veteriner hocalarımız köpek davranışları ve bizim korkularımız konusunda bilgi   verdiler” diyen Işık, köpeklerin vahşi olmadığını, sevgiye muhtaç canlılar olduklarını belirtti. Prof. Dr. Işık, şu sözlere yer verdi; “Kampüsümüzde besleme noktaları oluşturabiliriz, buralara yemlik, suluk ve hayvanların yağmur ya da güneşten korunabilecekleri çatılar yapılabilir. Onlar bizim dostlarımız, tüm canlılarla dünya güzel. Bencil olmamalıyız.”

“Hayvanlarla çok uzun vakit geçirsem de tehlikede olduğum tek bir an yaşanmadı”

ÇÜHAYDOST başkanı Aysu Adlığ ise üniversitenin bulunduğu çevre bakımından hayvanlar için çok kıymetli bir bölge olduğunu, sadece kedi ve köpek değil turaç, oklu kirpi gibi endemik canlıları da kapsayan bir doğası bulunduğunu dile getirerek “Beslenme koşulları ise biraz zorlu olabiliyor aynı şekilde sağlıkları da. Ancak Adana’daki diğer besleme bölgelerine bakacak olursak kampüsteki canlarımızın güzel bir yaşantısı var” sözlerine yer verdi. Ele alınması gereken en temel sorunun kampüsteki canların kısırlaştırılmasını iyi biçimde sağlayamamak olduğunu söyleyen Adlığ, “Çünkü maalesef bunun önüne geçilmediğinde nüfusta çok artış oluyor ve besin, sağlık gibi durumlarda imkanımız kısıtlanmaya başlıyor” dedi.

Adlığ, genel olarak kampüsteki hayvanların sorunlarını şöyle sıraladı; “Düzenli besleme için gereken imkanların çok sıkışık olması ve zor durumda gerçekleştirmemiz. Birbirlerinden çok çabuk hastalık kapabildikleri ve maddi zorluklarla karşı karşıya olduğumuz için kliniğe ve ilaçlara ayrılan bütçe ve tedavilerine harcanan emek. Okul içerisinde besleme yaparken bazı üniversite personelleri tarafından aldığımız tepkiler çok rahatsız edici boyuta varabiliyor. Size besleme yaparken minnet duyan kişiler kadar tiksinç bakan suratlar da olabiliyor. Bunu çok kırıcı ve merhametsiz buluyorum. Siz onlar için karşılıksız şekilde saatlerce emek verirken karşınızdaki insanlar bunu küçümseyip sizin onları besleyerek vahşileştirdiğiniz gibi şeylerle suçlayabiliyor. Oysa onlarla çok uzun zaman vakit geçirsem de tehlikede olduğum tek bir an yaşanmadı.”

“Zor zamanlarda birlik olmanın güzelliği  buradan geliyor”

Yaşanan sorunlara ilişkin kendilerinin önlem aldıklarını belirten Adlığ, “Çukurova Sokak Hayvanları Rehabilitasyon Merkezi ile anlaşmalı olarak belirli aralıklarda üniversitemizden kısır olmayan canlarımızı toplayıp kısa sürede kısırlaştırılıp kampüsümüzde hangi alandaysa aynı yere tekrar bırakılacak şekilde bir çalışma sürdürüyoruz. Düzenli beslemeler konusunda ise biz öğrenci arkadaşlar ve besleme gönüllüsü hayvan severler bir araya gelerek beslemeleri birlikte düzenliyor veya dönüşümlü olarak beslemeye çıkıyoruz” dedi. Belediyeden üniversite açık olduğu günlerde besleme için araç desteği ve sağlık konusunda yardım alabildiklerini belirten Adlığ, “Ancak dürüst olunması gerekirse belediyelerden sağlık konusundaki destek talebimiz bizim için en son tercih oluyor. Çünkü maalesef gün içerisinde onlarca hayvan oraya nakledildiği için ister istemez bu da belli başlı sorunlara yol açıyor. Barınak, problem olan sağlık sorununu çözse bile maalesef yer yer orada başka bir candan kaptığı hastalıkla dönüp daha zor bir duruma düşüyor” dedi.

Besleme için gereken ihtiyaçları kendi imkanlarıyla sağlamaya çalıştıklarını dile getiren Adlığ, “Bizler hayvan sever öğrenciler cebimizdeki harçlıklarımızla, kısıtlı imkanlarla besleme yapabiliyorken bir araya geldiğimizde imkanlarımız çok daha artıyor ve canlarımız için tüm olanakları zorluyoruz. Yavru köpeklerin aşılanmasından, düzenli ve seri kısırlaştırma koşullarına, düzenli beslemelerden ilaç ulaşımlarına, araç desteğine varana kadar sadece kampüsün değil Adana’da pek çok bölgenin beslenmesine fayda sağlıyoruz. Zor zamanlarda birlik olmanın güzelliği işte buradan geliyor” dedi.

Neredeyse her fakültede besleme odaklarının bulunduğuna dikkat çeken Adlığ, “Tüm bu besleme noktalarını teker teker not alıp ortalama kaç kedi ve köpek olduğunu da hesaplayarak o oranda odaklara besin miktarı döküyoruz. Kampüste neredeyse 45’e yakın besleme bölgemiz ve bu bölgelerde 120’ye kadar kedi 330’a yakın köpeğe toplamda 450 kedi ve köpeğe ayrıca beslemelerimizden payını alan sayısız kargamıza besleme olanağı sağlıyoruz” sözlerine yer verdi.

“Hayvan severler olarak birbirimize destek sağladık”

Pandemi sürecinde kampüsteki hayvanların da etkilendiğini söyleyen Adlığ, eğitimin durduğu gibi kulüplerin de pasife düştüğünü vurguladı. Bu süreçte kulüp olarak değil gönüllü kişiler olarak etkinliklerine devam ettiklerini belirten Adlığ, “Başta bu çok zorlu geçti. Çünkü yemekhanede tavuk artıklarından kova kova topladığımız besinlerimiz maalesef olmadı. Üniversitede kimse olmadığı için canlarımız da sevgisiz, ilgisiz kaldılar. Besleme için kullanılacak hiçbir bütçemiz olmadan yola başladık ve ne mutlu ki bir şekilde düzenimizi oturttuk. Gerekli önlemlerimizi aldık. Besleme etkinliğine katılacak kişi sayımızı düşürdük ve hayvan severler olarak birbirimize destek sağladık” dedi.

“İçinizdeki merhameti ve sevgiyi terk etmeyin”

Adlığ, birlik olunması gerektiği vurgulayarak, şunları söyledi; “İçinizdeki merhameti ve sevgiyi terk etmeyin. Onlarla kurulan dostluğun ne kadar ender ve huzurlu bir an olduğunu unutmayın. Destekte bulunmak isterseniz bizden desteklerinizi esirgemeyin ve asla bütün bunları başkası yapar diye düşünüp zor durumda olan hiçbir canlıyı görmezden gelmeyin. Bir olmadan bu sorunların asla önünü arkasını kesemeyiz. Vicdanınızın sesine kulak verin ve onların gözünün içine bir saniye de olsa bakın. Onları tanıyın. Hepsinin bizler gibi üzüldüğünü, mutlu olduğunu hatta tamamen farklı karakterlere sahip olduğunu hepsinin birbirinden özel olduğunu göreceksiniz.”

Haber: Olcay Aytürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir