Genç Yazar: Ahmet Yavuz

Ahmet Yavuz 1996 yılında Samsun’da dünyaya geldi. Lise eğitimini Samsun’da tamamladı. Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Lojistik bölümünden mezun olan Ahmet Yavuz, 2016 yılında Beklentiler Üzer adlı kitabını yazdı. Ardından 2017 yılında ikinci kitabı olan, Zaten Kırılmış Bir Kızsın adlı kitabı çıkardı. Biz de bu yazarlık serüveninin nasıl başladığını merak edip kendisiyle bir söyleşi gerçekleştirdik.

İlk defa ne zaman ‘’Ben yazar olacağım.’’ dediniz?

“Ben yazar olacağım” gibi net bir iddiam olmadı bu yaşıma kadar. Olmuş muyumdur orası bile muamma, her insanın kendinde gördüğü eksikler her yaşında oluyor. “Tamam, ben oldum.” dediğin her şeyden sonra bile bir şeylerin eksikliğinin farkına varıyor insan. O sebeptendir ki hiçbir zaman “ben olacağım” ya da “ben oldum” demeyi tercih etmedim. Ama her zaman bir şeylerin daha iyisini yapmak için çaba gösterdim. İnsanız, yükümlülüğümüz bu.

İlham kaynağınız nedir? Neler size ilham veriyor?

Bir şeyleri anlatamadığımda ya da bir şeylerin anlatımı eksik kaldığında, yazmayı tercih ederim. Pek ilham kaynağı denir mi? Bilinmez…

Bugün ki bakış açınızla ilk yazılarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sadece ilk yazılarımda değil, bütün yazılarımda hep eksiklik bulurum… Bu da galiba, insanın kusursuz olabilme arzusundan gelir. Bunlarda gözüme çarpanları, kitap basım aşamasında ise düzeltirim ya da değiştirebilirim. Fakat yayından sonra pek değişim şansımız olmuyor. O da öyle kalsın diyoruz, kusuruyla sevmeye başlıyoruz.

Okuduğunuz kitaplar genellikle hangi türdür ve neden bu türü tercih edersiniz? Sevdiğiniz yazarlar var mı varsa kimler?

Genellikle roman ve şiir okuyorum. İlk okuduğum şeyler romandı genelde, sonrasında şiir kitapları okumaya başladım. Hatta Hakan Günday’ın romanlarını okuyanlar bilirler; romanın içinde karakter olmak ister insan.  Şiir de ise en beğendiğim Birhan Keskin’dir. Şiir kitaplarını, romanlara göre daha yavaş okuyorum. Şiirin kitaplarının bir okunuş biçimi vardır bana göre. Okumaya başlayınca, hemen bitiremezsin. Sindire sindire okuman gerekir. Bir haftada ya da daha kısa sürede bitiremezsin. Her güne bölüştürmen gerek şiirleri, hatta bazı günler okumaman bile gerekli… Çünkü her şiirin, kendince bir ağırlığı vardır. Okuyucu, o ağırlığı anladıktan sonra, diğer sayfadaki şiire geçmelidir. Edebiyattaki problem, matematikten fazladır.

Herkesin okumasını tavsiye ettiğim bir başka roman ise, Kanat Güner’in Eroin Güncesi’dir. Eğer ki eski basımlarını bir yerlerden temin edebiliyorsanız; kesinlikle okumanızı ve hâlâ bulabildiğiniz için çok şanslı olduğunuzu bilmenizi isterim.

Bu süreçte sıkıntılarla karşılaştınız mı? Eğer karşılaştıysanız bunlar nelerdir anlatır mısınız?

Çoğu şeyi içimden gelerek yaptığım için, pek zorlukla karşılaşmadım. Bir şeyleri üretirken, insanlar kendini zorlamamalıdır bence. Bugün canın istemiyor mu? Yapma. Sanat, insanın içinden geliyorsa yapılmalıdır. İnsanın içinden gelmeyerek yaptığı her şey eğreti duruyor.  Buna müzikten çok iyi bir örnekle bitirelim, bir şarkıcının kendi şarkısını sahnede “playback” olarak seslendirmesi… Şarkı çok anlamlı ve çok güzel. Fakat olmuyor işte, bir noktada anlamak gerek.

Haber: Kübra Ateş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir