Dijital çağ insanı işlevsiz kılıyor

Çukurova Üniversitesi’nden Öğretim Üyesi Dr. Serkan Bulut, “Dijital Çağda Medya: Makine Öğrenmesi, Algoritmik Habercilik ve Gazetecilikte İşlevsiz İnsan Sorunsalı” makalesinde dijital çağdaki medyanın konumunu değerlendirdi.

Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Serkan Bulut, dijital çağın getirdiği makine öğrenmesi, yapay zeka, robotik teknolojisi mantığının gazetecilikteki dönüşümlerini Selçuk İletişim Dergisi’nde yayımlandığı 2020 tarihli “Dijital çağda medya: Makine öğrenmesi, algoritmik habercilik ve gazetecilikte işlevsiz insan sorunsalı” makalesinde değerlendirdi.

Tüm yaşam formlarını ve alanlarını etkileyen teknolojik sürecin birçok meslekte olduğu gibi gazetecilik mesleğini de etkilediğini belirten Bulut “Zaman, emek ve mekân bağımlılığını ortadan kaldıran, her zaman olduğundan çok daha hızlı bir biçimde haber üretim süreçlerini olanaklı kılan algoritmik haber teknolojisi, yapay zekâda makine öğrenmesi ile insana özgü bir takım yetenek ve reflekslerin, robotlar tarafından da gerçekleşmesini beraberinde getirmektedir. Teknolojik ilerleme her dönemde stresli ve sancılı dönüşümler yaratmış ve derin etkiler bırakmıştır.” İddiasında bulundu.

Geleneksel habercilikteki maddi kaynak, zaman ve mekan problemlerinin, yapay zeka yolu ile gerçekleştirilen algoritmik habercilik ile çözülebildiğini ifade eden Dr. makalesinde, “Dünyanın herhangi bir noktasındaki bir olay, o olaya ilişkin veriler girildikten sonra algoritmalar tarafından işlenmekte ve haber metni oluşturulmaktadır. Bu da editörlere ve yayın yönetmenlerine tarihte hiç olmadığı kadar bir etkinlik alanı ve cesaret sağlamaktadır. Diğer yandan çok ciddi ve yoğun bir emek gösterilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırarak insana duyulan ihtiyacı da en aza indirgemektedir.” İfadelerine yer verdi.

“ROBOT YAZILIM İNSAN GİBİ ÖĞRENEBİLİR”

Serkan Bulut’un makalesine göre, makine öğrenmesi ile bir robot yazılım, insan kabiliyetlerine sahip olabilir; öğrenebilir, hafızasına kaydedebilir, verileri işleyebilir ve verilere ulaşabilir. Bulut, “Bunu sağlayan da bünyesinde çeşitli matematiksel ve mantıksal yapılar barındıran özel algoritmalardır. Makine öğrenmesi ile yapay zekâ sistemlerinin kesiştiği nokta da burasıdır.” İfadesine makalesinde yer verdi.

“Yapay zekâ ve algoritmik habercilik, kişisel verilerin toplanıp işlenmesinden bağımsız bir süreç değildir.” İddiasında bulunan Dr. Bulut, dijital medya çağının getirdiği özellikler ile kullanıcıların deneyimlerinin kaydedildiği, insanların çevrimiçi(online) davranışlarının veri olarak işlendiği ve içerik veya reklam üretimlerinin bu verilerin çerçevesinde şekillendiği bir çağ olduğunu vurguladı.

TEKNOLOJİ İNSANI İŞLEVSİZLEŞTİYOR MU?

Teknolojiyle beraber insan gücü ile gerçekleştirilen iş ve meslekler, yerini zamanla makinelere bırakınca yeni teknolojilerin insan emeğini hiçe sayacağı kaygısı topluma yayıldı. Dr. Bulut, “Eğer makineler gerçekten performanslarını insan seviyelerinin ötesinde arttırmaya devam ederse, makinelerin insanların işlerini riske atıp atmayacağı ve istihdamı azaltacağı endişesi üzerinde durulması gereken doğal bir konu haline gelmektedir.” Sözleriyle değerlendirmede bulundu.

Dijital çağın veri çağı olduğu ve insanların bir veri olarak varlıklarının anlamlandırıldığını yapay zekanın da verilerin toplanmasına ve analiz edilmesine yardımcı olduğunu makalesinde açıklayan Bulut;

 “Büyük veri çağında her birey, ürün ve hizmet, ilgili verilerin işlenmesi sonucu anlam kazanmaktadır.”

“Sistemler, ekonomi ve diğer toplumsal alanların yönetilmesinde temel işlem, veri bankalarındaki verinin daha da arttırılması ve elde dilen verilerle muhtemel sonuçlar hakkında değerlendirmeler yapmaktır.”

 “Günümüzde yapay zekâ, genellikle veri toplanmasına ve analizine yardımcı olarak, ticari şirketlerde ve bunların işlemlerinde kökleşmiştir. Otomasyon bu yönüyle büyük şirketlerin operasyonel kararlar almasında da belirleyici bir noktaya gelmiştir.” İddialarında bulundu.

Makineleşen yeni meslek alanlarında insanların konumunu ve bu doğrultuda yeni eğitim modellerinin gelişmesinde devlet ve sistemlerin sorumlu olduğunu belirten Serkan Bulut, “Devletlerin ve sistemlerin otomatikleşen yeni meslek alanlarında insanların yer alacağı konumu, bundan yola çıkarak yaratılması gereken yeni iş alanlarını, bu yönde kitlesel bir eğitimi en baştan planlı bir biçimde tasarlaması gerekmektedir.” İfadelerine yer verdi.

Bulut, insanların iş kollarında işlevsiz kalmasının toplumsal sorunlara yer açabileceğini şu sözlerle dile getirdi:

“İnsanların meslek alanlarında ve iş kollarında işlevsiz kalması ihtimali, eğer üzerinde düşünülmeyen bir durum haline gelirse toplumsal etkileri birçok alanda olumsuzluklara yol açacaktır.”

MAKİNELEŞMENİN HABERCİLİK İŞLEVİ

Teknolojik gelişmelerin yaşandığı günümüzde habercilik, teknoloji destekli hale gelerek temel haber üretim sürecine birbirinden farklı ve karmaşık teknolojik müdahalenin dahil olmasına neden oldu.

Otomatik içerik oluşturmanın, rekabet oluşturduğunu ve rutin habercilik yapan gazetecilerin iş güvenliğine tehdit olarak görüleceğini belirten Bulut, makalesinde “Rutin gazetecilik işleri otomatikleştirilebildiğinde, gazeteciler hayatta kalmak için daha iyi bir ürün sunmak zorunda kalmaktadırlar. Bu düşüncelerin merkezinde gazetecilerin otomatik içerik oluşturmanın güçlü yönleri üzerinde rekabet etmek yerine kendi güçlü yönlerine konsantre olmaları gerektiği iddiası bulunmaktadır. Gazeteciler, yazılarında daha yaratıcı olmak, daha derinlemesine bir kapsam ve içerik sunmak ve bugünkünden daha büyük ölçüde bir rutin kapsamın ötesine geçmek zorundadır.” Sözlerine yer verdi.

Serkan Bulut’un makalesine göre, geleneksel gazetecilerin de dahil olduğu yazarlara otomasyon ve robot yazılımlar karşısında işlerini koruyabilmeleri için öneri sunumu şu şekilde sıralandı:

“Yazarların ilk yapacağı şey, algoritmalar insan işine müdahale ettiğinde geleneksel cevabı yinelemek olmalıdır: O da daha fazla eğitim almaktır.”

“İkinci cevap, yazarların belirli bir alanda güçlü yönlerini keşfetmesi ve daha sonra o alan üzerinde ustalaştığında, adının o alanla bilinir olması ve böylece güçlü yanlarını daha da geliştirmesidir.”

“İçerik (metin) oluşturmada doğal dil işleme mantığını öğrenmesi, kaba bir taslak oluşturmak için bu NLG (Doğal Dil Üretme) bilgisini kullanmasıdır. Daha sonra bu taslağı şekillendirerek ve düzenleyerek bitirmiş olduğu çıktıya benzersiz bir hava ve özgünlük katılabilir.”

“Yazarların önerdiği dördüncü tavsiye, bir niş alanı (Pazar) bulmak ve içinde derin bir oyuk yaratmaktır. Örneğin bir kişi veri analizinde iyiyken, bir diğerinin verileri toplamakta ya da bir habercinin haberlerin etki analizini sosyal medya platformları üzerinden inceleyebilmesi ve görselleştirmesi o kişinin o alanda ilerlemesini sağlar.”

“Basitçe ileriye adım atmak, belirli iş alanlarının yerini alan araçların gelecekteki pratiğini anlamak için gönüllü olmaktır. Örneğin bir kişinin bir sonraki mükemmel otomatik sigorta poliçe çözümünü öğrenmesi, bir diğerinin daha iyi bir sistem için insan ihtiyacını sezmesi; birisinin kodlanabilecek parçayı tanımlaması, birinin kodu yazması ve bir diğerinin de uygulanacağı koşulları tasarlaması gerekmektedir.”

DİJİTAL MEDYA İLE GAZETECİLERE BAŞARI YOLLARI

Dijital medyanın, gazetecilerin başarılı olması için tüm olanakları barındıran bir alan olduğunu iddia eden Bulut makalesinde,

 “Habercilikte istihdam sorununun büyümemesi için, aday muhabirlerin işe başlarken kendisini bekleyen durumları önceden analiz etmesi, mesleği icra noktasında büyük avantajlar sağlayacaktır.”

“Kültürlü, entelektüel ve büyük toplumsal gelişmelere kayıtsız kalmayacak gazeteci adayları, gerekli teknolojik donanımlarını tamamlayarak ve yapay zeka haberciliğinin zayıf veya güçlü yönlerini keşfederek haberciliğin değişen doğasına uyum sağlayacaklardır.”

“Diğer yandan habercilik medyanın diğer iş alanlarından bağımsız değildir. Özellikle dijital medyanın tüm uygulama alanlarına yönelik genel bir kavrama süreci habercilerin mesleklerinde tutunabilmelerinin önünü açacaktır.” Önermelerine yer verdi.

YAPAY ZEKA VE ETKİSİ

Serkan Bulut, yapay zeka yazılımlarının hayatın her alanında belirleyici olduğunu ve yapay zekanın yaşamsal öneme sahip çözüm ve müdahalelerle hayatı bir çok açıdan kolaylaştırıcı etkiye sahip olduğunu savundu.

Bulut makalesinde, “Örneğin, tüm yurttaşların tıbbi deneyimlerini kaydeden bir otomasyon sistemi tıp doktorlarına, üzerinde detaylı bir biçimde düşünecek ve daha isabetli kestirimlere ulaşmasını sağlayabilecek muazzam veriler sağlamaktadır. Bu verileri kaydeden zeki sistemler bir yandan da istemesi halinde kişi ile diyalog kuracak ve ona rehberlik niteliğinde sağlıklı eylem planları sunacaktır.  Buna benzer birçok alanda yapay zekâ ve otomasyon sistemlerinin etkileri, bilim kurgu filmlerini aratmayacak biçimde hayatımızda yer etmeye devam etmektedir.” Cümleleriyle savunmasını sundu.

İnsana özgü yeteneklerin robotlara aktarma ve tanımlamanın makine öğrenmesi ile mümkün olduğunu vurgulayan Dr. makalede “Makine öğrenmesi sayesinde otomatik ve dijital sistemler tüm bir olay hakkında deneyimleri kaydederek onları tanımlamakta, öğrenmekte ve bir eylem planı çizmektedir. Bu sayede robotlar (robot yazılımlar), bir insan gibi veri toplamakta, sınıflamakta, geçmiş deneyimlere bakarak bu verileri yorumlamakta ve muhtemel sonuçları hesaplamaktadır.” Cümlelerine yer verdi

Bulut, yapay zeka aracılı sistemlerin, özellikle iş alanları ve meslekler üzerinde neden olduğu olumsuz sonuçların bulunduğunu belirti.

“Otomatik sistemlerin, gelir düzeyi ve niteliği fark etmeksizin iş piyasası üzerinde yarattığı kolaylıklar diğer yandan da sıradan bireylerin mesleksiz kalma ihtimallerini ortaya koymuştur.” Cümlesine yer veren Dr. Bulut, bu nedenle içinde bulunulan çağın gerektirdiği koşulların hızlıca değişmekte olduğunu ve insanlar için uyum sağlamaları gereken yeni süreçlerin ortaya çıktığını vurguladı.

Haber: Olcay Aytürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir