Leyla Hayta evde mantar yetiştiriciliği yaparak aile ekonomisine katkı sağlıyor

Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesinin Boğazören köyünde yaşayan dört çocuk annesi Leyla Hayta (36) evde istiridye mantarı yetiştirerek aile ekonomisine katkı sağlıyor.

2017 yılında Kahramanmaraş Andırın Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı’na başvurarak üretim hayatına başlayan ve dört yıldan beri bu işi yapan Hayta, azmi ve başarısı ile kadınlara örnek oluyor. Andırın İlçe Tarım Müdürlüğüne başvurduğunu ifade eden Hayta, “İlk seferde 30 bin hibe desteği aldım. Daha sonra herhangi bir devlet desteği olmadı. Ben kendi imkanlarımla bu işi yapmaya devam ediyorum” diye konuştu.

“İmkânım olsa çadır sistemiyle yetiştirirdim”

2017 yılın da bu işe başladığını ve dört yıldır devam ettiğini dile getiren Hayta, sözlerine şöyle devam etti:

“İşimden çok memnumum ama imkânım kısıtlı olduğu için mağaza sistemiyle yetiştiriyorum, bu sistem hem maliyetli oluyor hem de çadır sistemine göre küçük kalıyor. İmkânım olsa çadır sistemiyle yetiştirirdim. Üretim yaptığım alan 90 metre, bu alan 180 metre olsa benim için daha iyi olurdu ve daha çok ürün elde ederdim. Ama imkanlarım kısıtlı olduğu için ancak bu kadar üretebiliyorum alan ne kadar çok olursa üretim şansıda o kadar yüksek oluyor. 90 metrelik bu alandan yıllık 10-15 bin TL gelirim oluyor.”

Mantar Yetiştiricisi Leyla Hayta

“Karanlık ortamda yetiştiriyorum”

Mantarı karanlık bir ortamda yetiştiren Leyla Hayta, konu hakkında şunları söyledi:

“Karanlık bir ortamda yetiştiriyorum ve nem oranının %80’i düşmemesi gerekiyor. Mantarda gaz saçımı oluyor, o gazı kesinlikle mantarın üstüne düşürmemelidir. Mantar misil saçıyor, o misile aspiratör takmak gerekiyor. Takılan aspiratörün çift taraflı olması lazım yani biri alıcı biri verici olmalıdır. Aspiratörlerden birinin alt kısımda, diğerinin ise üst kısımda olması gerekiyor. Bunun sebebi ise gaz, mantarın üstüne düştüğünde mantar hastalanıyor ve büyümüyor, böyle olunca da verim alamıyoruz. Aynı zamanda ısının klima sistemiyle 18 derecenin altına düşmemesi, 18-20 derecenin üstüne çıkmaması gerekiyor. Ama benim klima taktırma imkânım olmadığı için soba sistemiyle ısıtıyorum, bu sistemle ısı sabit durmuyor ama ısıyı 18 derecenin altına düşürmüyor, 20 derecenin üstüne de çıkartmıyorum. Mağaza sistemi dediğim ortam ise oda şeklindedir, ben asmalı sitem kullanıyorum. Tavana profil monte ettim. Bu profiller ip desteklidir. Her sıraya 4 tane mantar çuvalı gelecek ve boy seviyesini geçmeyecek şekilde asıyorum. Bunun sebebi ise toplanmasını kolaylaştırmaktır. Kuluçka döneminde mantarı asmamak gerekiyor çünkü bu dönemde nem oranı yüksek olduğu için ağırlaşıyor, bu ağırlaşmayla ip taşımayabilir ve yere düşebilir. Bu yüzden 20-25 gün sonra asılmalıdır. Bunların yanında astıktan 25 gün sonra aydınlatma sistemi ile aydınlatılması gerekiyor. Özellikle beyaz lamba olması gerekiyor. Güneş ışığını kesinlikle almaması gerekiyor.”

“İki şekilde yetiştirme yöntemi var”

İstiridye mantarını iki şekilde yetiştiren Leyla Hayta, uyguladığı yöntemleri şöyle aktardı:

“Bir buğday samanında yetiştirme yöntemi var. Bir de pamuk çiğidin de yetiştirme yöntemi vardır. Ben ikisini de yapıyorum. İlk yöntem olan buğday sapında buğdayının samanını kazana dolduruyorum ve yüzüne çıkana kadar su ilave ediyorum. Daha sonra odun ateşin de bir saat kadar kaynatıyorum. Kaynattıktan sonra bir kazan buğday sapının içerisine bir tabak buğday kepeği, bir tabak kavak talaşı, 2 yemek kaşığı kireç ekliyorum. Kireci, mikrobunu kırsın diye ekliyorum. Daha sonra bir çadırın üzerine döküyorum, burada bir gün soğumaya bırakıyorum. Tabii ki buğday samanı suyu çok çektiği için çok sulu olmaması nemli olması gerekiyor. Avucuna alıp sıktığında su damlıyorsa o mantarın ekimi yapılmaz, sıkınca suyu damlamıyorsa ekim yapılabilir. 40/60 poşetleri alıyorum bunların içine dört parmak gelecek şekilde buğday samanını koyuyorum. Daha sonra 100 gr mantar tohumunu kenarlarına oval bir şekilde ekliyorum. Poşet dolana kadar bu işleme devam ediyorum. Ağız kısmına geldiğim de kesinlikle tohum koymuyorum ve ağzını bağlıyorum. Toplu iğne, çivi ya da kürdanla poşeti 20-30 yerinden içindeki gazı çıksın diye deliyorum. Bu şekilde karanlık bir ortamda yirmi gün kuluçkaya bırakıyorum. Zaten yirmi gün mantarın üstünü misil sarıyor ve etrafı bembeyaz oluyor. İkinci yöntem olan çiğit sisteminde ise pamuğun atığını fabrikalardan alıyorum. Römork sistemim var benim, römorka dolduruyorum ve üzerine çıkacak kadar su ilave ediyorum ve bir gün bekletiyorum. Daha sonra bir çadırın üzerine döküyorum, döktükten sonra iki gün bekletiyorum. Bunun sebebi ise pamuk çiğidi buğday sapından suyu daha çok yutuyor, bu yüzden buğday samanını bir gün bekletirken pamuk çiğidini iki gün bekletiyorum çünkü suyunu iyi süzmesi gerekiyor. Daha sonra buğday samanı yönteminde olduğu gibi dört parmak gelecek şekilde, dolana kadar ekliyorum zaten iki yönteminde ekimi hemen hemen aynıdır.”

İstiridye mantarının çok çabuk enfeksiyon kapan bir tür olduğunu dile getiren Hayta sözlerine şöyle devam etti:

“Ekim yaparken çıplak elle yapmamak gerekiyor. Aynı zamanda eldiven giymek, ayakkabı ile çadırı tepelememek, kalabalık bir şekilde mantar yetiştirilen alana girmememiz de gerekiyor. Yani yetiştirilen ortam hijyenik bir ortam olmalıdır çünkü mantar enfeksiyon kaptığında kuluçka döneminde beyazlaması gerekirken kararıyor ve ürün yetişmiyor.”

“Bu işe merakım vardı”

Mantar eğitimi almadığını vurgulayan Leyla Hayta, merak olduğu sürece bu işin çok çabuk öğrenilebileceğini söyledi. Merak arttıkça öğrenmenin de kolaylaşacağını ifade eden Hayta, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Deneme amaçlı birkaç defa yetiştirmiş ve verim almıştım. Mersin’de de bu işi yapan arkadaşlarım vardı. Onları arayarak onlardan da bilgi aldım. Bunun yanında merakım da olduğu için youtube’a sürekli mantar yetiştirme videoları izledim. Üretim yapmak için başvurduğumda da bana çıkınca bu işi yapmaya başladım. İlk yıl biraz zorlandım, acemilik oldu ama ilk yıldan sonra pratikleştim artık çok rahat ve çok kolay yetiştiriyorum işimde ustalaştım.”

“20 bin lira masrafım oldu”

Bu işe başladığı yıl aldığı ürünlerin daha ucuz olduğunu vurgulayan Leyla Hayta, günümüzde aldığı ürünlerin çok daha pahalı olduğunu söyledi. Zaman geçtikçe fiyatların daha da artacağını ifade eden Hayta, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mantar yetiştirmeye başladığımda yetiştireceğim alanda zaten beton vardı ve eskiden her şey daha ucuzdu. Bu yüzden çok fazla bir masrafım olmadığını söyleyebilirim. Bunun dışında harcamalarımdan bahsedecek olursam mantar yetiştirdiğim ortam için 800-900 tane briket, 20 torba kadar çimento, demir, ip, aspiratör aldım. Bunlara ise benim 10 bin TL kadar masrafım oldu. Tohumun kilosunu 25 TL’ye alıyorum. 90 metrelik yere 30 kilo tohum ve 500 kilo pamuk çiğidi gidiyor. Bunların yanı sıra buğday kepeği ve kavak talaşına da 3-4 bin lira gidiyor. Yani üretim alanımı kurarken toplam olarak 20 bin TL kadar masrafım oldu. Tüm bunlara ilk başladığım yılda masrafım oldu. Şimdi sadece ekeceğim tohuma ve malzemeye para harcıyorum. Geriye kalan kazancımın hepsi bana kalıyor.”

“Çok fazla talep var”

İnsanların istiridye mantarına büyük ilgisi olduğunu söyleyen Hayta, 4 yıldan beri bu işi yaptığı için tanındığının altını çizdi. Sözlerine şunları da ekledi:

“İlçeye yakın bir köyde oturduğum için evin yakınında okul yer alıyor. Orada 30 tane öğretmenimiz var. Öğretmenler mantarı çok seviyorlar ve ilgi gösteriyorlar. Hemen hemen her gün benden mantar alıyorlar yani öğretmenlerde talep çok oluyor. Bunun yanında ilçedeki manavlara sipariş yetiştiremiyorum. Ben belirli manavlarla çalışıyorum zaten ama hepsine veremiyorum çünkü sipariş yetişmiyor. Çok fazla talep var satışta hiçbir sıkıntım yok.”

“Bu işi ileriye taşımayı düşünüyorum”

İleriye dönük hedefleri olduğunu ifade eden Hayta, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu işi mağaza sistemi değil de çadır sistemi yapmayı düşünüyorum. Şu an maddi imkanlarım pek el vermiyor ama bu durum düzeldiği zaman hiç olmazsa krediye başvurup bu işi ileriye taşımayı büyütmeyi düşünüyorum. İleride çadır sistemine geçip 300-400 metre alanda üretim yapmayı planlıyorum. Bu işi büyütebileceğime inanıyorum, kendime güveniyorum.”

“Kendi paranı kazanmak çok güzel bir duygu”

İnsanın sevdiği işi yaptığı zaman asla zorlanmayacağını dile getiren Hayta, sözlerine şunları ekledi:

“Ben de sevdiğim işi yapıyorum bu yüzden mantar yetiştirmek zor gelmiyor. Kendi paranı kazanmak çok güzel bir duygu, üretip emeğinin karşılığını aldığında o yaşadığın zorluk ve çektiğin zahmet gözünün önüne bile gelmiyor. Sadece ekerken biraz zahmeti oluyor, ektikten sonra geriye sadece nem vermek ve toplamak kalıyor. Çok eğlenceli ve zevkli bir iş üretmeyi seven ve kendi ayakları üzerinde durmayı isteyen bütün kadınlara öneriyorum.”

“Üretmek çok güzel”

Özellikle kırsal kesimlerde yaşayan kadınların bu işi yapmalarını çok istediğini ifade eden Hayta, sözlerine şöyle devam etti:

“Mantar yetiştirmeseler dahi kadınların bir şeyler üreterek kendi ayaklarının üzerlerinde durmalarını öneriyorum. Üretmek güzel bir şey özellikle de imkanlar kısıtlıyken kendi imkanını kendin yaratmanın ayrıca güzel olduğunu söyleyebilirim. Bir kadın olarak kendi paranı kazanmak ayaklarının üzerinde durup üretip emeğinin karşılığını almak çok gurur verici. Bu yüzden üretin bir kadın olarak üretmek ayaklarının yere sağlam basmasının tarifi yok diyebilirim.”

“Zahmetli ama severek yapıyorum”

Köydeki imkanların kısıtlı olduğunu vurgulayan Leyla Hayta, zahmetli de olsa bu işi severek yaptığını söyledi. Bir anne olarak çocuklarının ihtiyaçlarını karşıladığını ifade eden Hayta sözlerini şöyle sürdürdü:

“Zahmetli de olsa bu iş sayesinde evimin ihtiyaçlarını karşılayabiliyorum. Mutfak masrafları, çocuklarımın ihtiyaçları ve faturalarımızı karşılıyorum. Dört yıldan beri işi de öğrendim ve çevre de edindim, Mersin’den ve uzak yerlerden almaya gelenler bile oluyor. Zahmetli bir iş ama severek yapıyorum. Bir kadın olarak kendi ürettiğin ürünle ve emeğinle para kazanmak çok güzel bir şey.”

Haber/Sümeyra Alıçdalı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir