Adana’yı bir de böyle tanıyalım

Türkiye’nin en uzun saat kulesi olan Adana Büyük Saat Kulesi, büyük ihtişamı ile bizleri kucaklayan, heybetli görüntüsüyle güven veren bir yapı olarak karşımıza çıkmaktadır. Temelinin de neredeyse bir o kadar altına indiği düşünülen Kule, şehir halkının sosyal hayatını düzenlemek için kurulmuş ve yapıldığı dönemde, saat başlarında her yerden duyulacak kadar yüksek bir sesle çalarak, insanları saat konusunda bilgilendirmiştir. Kulenin çevresine kurulan çarşıda bizleri, yeniyle eskiyi harmanlayan bir atmosfer bekler. Adana yöresine özel kıyafetlerin boy boy sergilendiği vitrinler, kaldırım boyunca gözlerini kırpar geçenlere. Çarşı Hamamı ile, esnafıyla tarihler arası bir yolculuk başlar, ara sokaklarında. Özel mimarisiyle camiler, evler, bulunulan zamandan alıp götürür hülyalı dünyalara, sihirli bir evrende hissettirir havasını soluyana. Geçmiş ordadır, bir yandan bugün devam eder yoluna, yarını da işlemiştir dokularına gizlice…

Sokakları hareketlidir, yaşayan yerlerdir. Günlük koşuşturma içerisinde içinden geçilir ama fark edilmez bir büyüsü vardır. Oval pervazları, ahşap yapıları ve çoğu zaman kiremitli çatılarıyla kurulduğu döneme götürür bizleri. Yaşanmışlıkları, her evin, her dükkanın her bir yapının inşasına yazılmış hikayeleriyle, zaman ve mekanı ortadan kaldırarak, yeniyle eskiyi harmanlayan binalarıyla yaşayan varlık olarak sürdürür yaşamını Büyük Saat Çarşısı.

Adana’nın Tepebağ Mahallesine gelişi güzel kondurulmuş izlenimi veren, Saint Paul Kilise yöre halkının, binanın üzerinde bulunan Meryem Ana heykelini bebeğe benzetmeleri üzerine Bebekli Kilise ismini almıştır. Kilise kapısından adım atarken çeşitli ağaçlar, saksılar gülümseyerek karşılar bizleri. Güneş ışınlarının teğet geçtiği basamaklardan birer birer adım atarken otantik bir havaya bürünür ortam. Duvarları, resimlerle bezeli koridordan geçerken, mistik bir dünyaya adım atarsınız. İbadet için arka arkaya yerleştirilmiş sıralarda dolaşırken içinizi bir huzur kaplar.  Bir varmış bir yokmuş gibi geçen ömrün kanıtlarını yakalarsın her tasvir edilmiş tabloda.

Tuvallerde hayat bulan ruhlarla bütün olabilmek, tarihler, inançlar, insanın varlığını oluşturan bütün renkler üzerinde gezinirsin her bir adımda ya kendini ararsın ya büyülü dünyanı…

Gri renkli kapılarıyla soğuk karşılama yapan kilisenin içerisine girdiğinde her bir rengin sıcaklığını bulursun.  Aziz Pavlus adında Tarsus doğumlu ve İncil’de, Yeni Ahit’te önemli bir yere sahip olan misyoner adına İtalyanlar tarafından inşa edilen kilisenin, 1880 ile 1890 yılları arasında yapıldığı söylenmektedir. Bu tarihlerden 1915’e kadar Ermeni Kilisesi olarak Ermeni cemaati ibadetleri için kullanılmış olup bugün ise hem Katolikler hem Protestanlar tarafından kullanılarak kapılarını zengin dünyalara açmaktadır.

Camekan mobilyaların içerisine hazine gibi bırakılmış kitaplar bizleri çekiyor kendisine. Bir kitap seçip, güllerle bezenmiş masada oturup başka dünyalara, inançlara, zamanlara yolculuk yaparsın. Mistik yollarda kaybolmayı sevenler için Adana’da Küçük Saat Kulesi çevresi ve Bebekli Kilise dört gözle kaybolmayı sevenleri bekler.

Bebekli Kiliseyi ve Büyük Saat Kulesini ziyaret etmek için ücret beklenmemektedir.  Bu iki yapıyı da bir araya getiren dönemeçli yollar bizleri yormaktan ziyade yeniden keşfettirir üzerine aldırmadan basıp geçtiğimiz yolları. Fotoğraf severler için de güzel bir atmosfer beklemektedir burada. Her bir adımda karşılaşılan yapılarda hem kendini kaybettirir hem de kendini buldurtur yollar.

Haber: Olcay Aytürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir