Dario Fo’dan ‘Yalnız Kadın’

Oyunun konusunu, eşi tarafından fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kalan bir kadın ve bunca şiddet, baskı karşısında kadından beklenen yargı kalıp normlarını eleştirel mizahla işlemesi oluşturmaktadır.

Verilmek istenen mesaj, her toplumda kadınların bastırıldığı, ikinci sınıf konumda görüldüğü ve metalaştırıldığıdır. Egemen ideolojinin de bu erk zihniyeti beslemekte olduğu, istismar durumunda kadını değil istismar edeni koruyan yasaların mevcut varlığına artık dur denmesi gerektiğini içermektedir. Kadınlara da çok görev düştüğünü, sevginin içinde şiddetin barınamayacağını, hayır diyebilmeyi, boyun eğmemeyi tekrar karşımıza çıkararak bize hatırlatmaktadır.

Kadının toplumdaki yerini mizahi bir yaklaşımla sergilemesi, oyuna hem güldüren hem düşündüren bir yapı katmaktadır. Sahne dekorları birbirini tamamlar nitelikte olmasına rağmen tercih edilen giyimin mor renklerde olması verilen mesajı daha etkili kılabilirdi diye düşünmemek pek mümkün değil; mor kadına yönelik şiddete karşı hareketlerde ve her türlü kadın mücadelesinde simge haline gelmiştir.

Kadının yalnızlığı üzerinden nakşedilen oyunda, yerinde ve haklı söylemler, ironi ile karışık buz gibi gerçeklerle her kadın kendini görebilmekte ve birliğin, mücadelenin, karşı çıkmanın önemi tüm çıplaklığıyla keşfedilmektedir. Sahnede fazla dekorun olmaması, sahnenin kullanış biçiminin iyi olmasından dolayı göze batmamaktadır. Dekorların fazla olması oyuncuyu geri plana itebilirdi diyebiliriz. Kadının rolüyle bütünleşmiş olması mimiklerine yansımaktadır. Yaşadıklarını hızla aktarırken duygu geçişleri sırıtmamakta ve hislerini yansıtmaktadır.

Sahnede kaldığı süre boyunca soluksuz bir şekilde dinlenilebilecek bir oyun sergilediği gözlemlenmektedir. Yaşadığı olayları aktarırken elleriyle, sözlü şekilde aktaramayacağı durumları yansıtması en zeki hamlelerden biri olmaktadır. Güldürürken düşündüren anlarda durgunlaşan hali “Anlattıklarım size komik ama beni delip geçen hislerdi” demektedir.

https://www.youtube.com/watch?v=fMwUtLlLgVs

Yazan: Olcay Aytürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir