fotoğraf: Artı Gerçek

Gazeteciler bulundukları koşullara göre dezavantajlı

Dezavantajlı grup içerisinde yer alan basın işçilerinin ve emekçilerinin geçmişten günümüze yaşadıkları zorlukları, baskıları değerlendirmek üzere gazeteci/muhabir Muhammet Yavaş ile görüşme gerçekleştirdik.

Muhammet Yavaş, Gazeteci/Yazar

A.K: Öncelikle kendinizden bahseder misiniz?

M.Y: Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Sinema ve Televizyon bölümü mezunuyum. Aslında hedefim gazeteci olmak değildi. Televizyonda çalışmak ve spiker olmak ve ekran önünde çalışmak istiyordum. Ancak 2016 yılında Haberler Ankara bir haber sitesinde köşe yazarlığı yapmaya başladım. Ve bu köşe yazarlığıyla beraber kariyerim bambaşka şekilde ilerledi, köşe yazarı oldum. Sonrasında buna devam ettim uzun bir süre.

Sonrasında çeşitli kuruluşların basın danışmanlığını yaptım, haber yazımlarını yaptım. Birkaç farklı haber sitesinde haber editörlüğü yaptım. Daha sonrasında ise profesyonel olarak mesleğe giriş yaptım. 2019 yılında ise her gün çıkan yerel bir gazetede muhabir olarak çalışmaya başladım. Şu an hala aktif olarak orada çalışıyorum. Ve şu an Cumhurbaşkanı İletişim Başkanlığına ait sarı basın kartı sahibiyim.

“Bugün pek çok gazeteci istediği haberi yazamıyor”

A.K: Basın özgürlüğü konusunda ne düşünüyorsunuz? Basın sizce özgürlük kapsamında ne kadar esnek olmalıdır?

M.Y: Basın özgürlüğü konusunda çok olumlu düşünmüyorum. Maalesef ki bu konuda gerilerde olduğumuzu düşünüyorum. Ki bunu zaten dünya üzerindeki istatistiklere bakarsınız göreceksiniz. Bugün pek çok gazeteci istediği haberi yazamıyor. Gazeteci kendisine sansür uygulamak zorunda kalıyor. Gazetecinin belini büken bir basın ilan kanunu denen bir durum var. Maalesef ki kurum gazetecilerin belini fazlasıyla büküyor. Basın kanunu da buna dahil. Bir de iktidar baskısı var tabi ki. İktidar baskısından basın özgürlüğü sıkıntı yaşıyor.
Bazı bilgiler devlet sırrı olarak atfediliyor.

Bir basın mensubunun devlet sırrı denilen bilgiyi dile getirdiğinde ya da açığa çıkardığında tutuklanabiliyor. Ama bu devlet sırrı kapsamı çok geniş bir kapsam. Yani bir milletvekilinin mal varlığından bahsetmek devlet sırrı olarak değerlendiriliyor. Bu durumda basını zor durumda bırakıyor.

Tutuklanmamak adına magazinsel habercilik, trafik kazaları vesaire bu haberleri yapmak zorunda kalıyor. İktidarların genelinde basın özgürlüğü sıkıntısı oluyor. Yaşanıyor. Çok eskilerden beri gelen bir durum var. Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı bu insanların hepsi Metin Göktepe AKP iktidarı öncesi öldürülen basın mensupları.

Geçmişten beri gelen çok sıkıntılı süreç. Cumhuriyet döneminde biraz daha rahattı basın, Cumhuriyet döneminden itibaren gelen iktidar özellikle Adnan Menderes dönemiyle başlayan o dönemde basına inanılmaz sansür var. Süleyman Demirel’den Bülent Ecevit’e ve diğer tüm iktidarlar döneminde hep bir basın özgürlüğü sıkıntısı var. Ama bu dönemde iyice ayyuka çıkmış durumda. Çünkü şöyle bir şey var önceden basın mensupları siyasi liderlere istedikleri soruları soruyorlardı. Veya siyasi liderler basının önünde televizyon programlarında tartışabiliyorlarmış. Dünyada Türkiye basın özgürlüğü sıralamasında son sıralarda. Kötü durumda.

“Gazeteci olmak için bölüm mezunu durumu aranmıyor”

A.K: Gazetecileri şu an ve önceki bulunduğu koşullardan yola çıkarak dezavantajlı grup dahilinde değerlendirebilir miyiz?

M.Y: Gazeteciler içinde bulundukları koşullara göre avantajlı değil dezavantajlı gruptur. Çünkü çok sıkıntı yaşarlar. Bir de dezavantajlı durumlardan bir tanesini söyleyeyim. Örneğin bugün bir öğretmen, ziraat mühendisi, avukat mesleğini bırakıp gazeteci olabilir, yapabilir. Veya ilkokul mezunu birisi de gazeteci olabilir. Gazeteci olmak için bölüm mezunu durumu aranmıyor. Okul durumu gazetecilerin en büyük dezavantajlarından biri.


A.K: Tutuklanan ve öldürülen gazetecilerle ilgili olarak geçmişten günümüze neler söylemek istersiniz?

M.Y: Geçmişte çok fazla gazeteci faili meçhulü var. Cumhuriyet döneminden sonra bu çok fazla artıyor. Şu anda da çok fazla tutuklu gazeteci var. Yani günümüzde baktığınız zaman tutuklu gazeteci sayısı çok fazla ve tutuklanmamak içten bile değil. Bugün cumhurbaşkanına soru sorduğunuz zaman en basit örnekle içeriye alınabiliyorsunuz. İşte sayın bakanım kadın cinayetleri neden bu kadar arttı adalet bakanlığını etiketlediğiniz zaman bir anda evinize polisler gelmiş sizi göz altına alabiliyor. Çok sıkıntılı bir durum. Yani hepimiz diken üstünde yaşıyoruz açıkçası gazeteciler olarak. Yerel basında çalışan basın emekçisi olarak söyleyeyim bir kere kimseye yaranamıyorsunuz.

Mevcut iktidarlarla yereldeki iktidarlarla yani belediyelerle aranız iyi olması gerekiyor. Gazetenin varlığını devam ettirmesi açısından bu iktidar sol olsun sağ olsun fark etmiyor. Kendilerine yönelik en ufak eleştiride ipinizi çekiyorlar. Bu yüzden aslında saygı gören bir kişiliksiniz toplumda insanların menfaatleri doğrultusunda. Yani size kendi şahsi menfaatleri doğrultusunda saygı duyuyorlar. Bu meslek gerçekten sabır gerektiren ve herkesin yapamayacağı meslek. Basın özgürlüğü konusunda sıkıntılı olan bir ülkede bu mesleği yapmanız zor.

“Yaşadığım yerde ne zaman olay olsa o gün herkes benimle çay içmek istiyor”

A.K: Meslek hayatınız boyunca yaşadığınız en ilginç olay ya da dönemden bahsedebilir misiniz? 

M.Y: En ilginç olay şu hala yaşıyorum. Şimdi sosyal medya hesabımdan paylaşımlar yapıyorum. Şu kişi öldü, şu kişi intiharda bulundu, bunlar, şunlar oldu gibi paylaşıyorum. Muhalif bir gazeteciyim. İnsanlarda gazeteci tarafsız olur. Sen tarafsız değilsin diyor. Ben gazeteciyim. Ve tüm gelişmeleri duyurmak zorundayım. İnsanlar bunu kabul etmiyor. Yaşadığım en ilginç durum bu. İlginç bir dönemden bahsedecek olursak seçim dönemleri. Seçim dönemlerinde her zaman gazeteciler değerli olur. Bir de yaşadığım yerde ne zaman olay olsa o gün herkes benimle çay içmek istiyor. Kahveye çağırıyor. Olayı öğrenmek için.

Öne çıkan görsel: Artı Gerçek

Haber: Alisa Ayten Kızıltaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir