Anton Çehov’u konuşuyoruz

Martı

Fotoğraf: 1000Kitap

Göl kenarına kurulu çiftlikte ortak noktalarını sanatın oluşturduğu, birbirinden farklı hayatlara ve sanat anlayışına sahip olmalarına rağmen ortak bir noktadan kopamayan karakterlerden oluşan bir metnidir.

Oyun metninde verilmek istenen mesajda, kuşak çatışmalarının açtığı uçurumlara değinmektedir. Toplumun kaygıları, sanatın vazgeçilmezliği ve bohem yaşamdan korkmanın getirdiği bireylerin iç dünyasındaki çatışma ve kaçınılmaz olan görünmez bağlarla beraber alt üst olan toplumun geçiş sürecinde sancıların var olacağı trajedisidir.

Oyun metninde, kurgusal diziliş metnin akıcılığını kuvvetlendirmektedir. Yıkılan toplumsal normların çatışması etkileyici biçimde işlenmektedir. Sanat anlayışına net bir biçim verilmekte olan metinde okuyucu içine sürüklemekte etkin ve özgün bir yaklaşım sergilenmektedir. Arkadina karakterinin “onun için çok endişeleniyorum! Devlet dairesinde bir göreve mi başlasa, ne dersin?” aktarımıyla, toplumdaki sanata karşı olan kaygılar incelikle dile getirilmektedir.

Üç Kız Kardeş

Fotoğraf: Kitapyurdu

20.yüzyılın başlarında aristokrat bir aile olan Prozorov kız kardeşlerin, burjuvazi egemenliğinin kırılmasıyla küçük bir kasabada yaşamaya başlamaları ve büyüdükleri Moskova’ya tekrar gidebilme, üst sınıfa dahil olma hayallerini konu alan oyun metninde, sınıf farklılıklarının ortadan kalkmasıyla bocalayan, bilinmezlikle savaşan, kendi içinde kaybolan toplumsal yapı işlenmektedir.

Oyun metninde verilmek istenen mesaj, Prozorov kardeşlerden biri olan İrina karakterine atfedilen “Nasıl yaşamak gerektiğini biliyorum artık. Sevgili İvan Romanıç, her şeyi biliyorum. İnsan emek harcamalıdır. Kim olursa olsun, öylesine çalışmalıdır ki terler aksın yüzünden. Yaşamın anlamı, amacı, mutluluk, coşku, sevinç, bundadır sadece…” sözlerde kendini göstermektedir. Çalışmak, emek harcamak, var oluşun temelini oluşturur. Yaşadığını hissettirir. Üretmenin bir parçası olabilmek insan olabilmenin, kendini ispatlayabilmenin temelidir.

Oyun metninde, sınıf farklılıklarının ortadan kaldırılmasıyla aristokrat kesimin içerişine düştüğü bocalama, uyum süreci, ruhsal çalkantılar üç kardeş üzerinden derin bir şekilde yansıtılmaktadır. Kendi dünyalarına daha uygun yaşamın özlemi, bu sırada gerçeğin getirdiği tezatlık güzel bir şekilde yansıtılmaktadır. Metinde, Prozorov kardeşlerden Andrey’in evlendikten sonra kendisinin ve eşinin kız kardeşlerine olan tutumu çarpıcı bir şekilde ele alınmaktadır. Metnin, kadın karakterlerinden olan Olga’nın çalışmaya olan isteksizliği, diğer kadınların görünümlerine önem vermeleri bakımından kadını tüketici olarak ele alan yaklaşımı cinsiyetçi bir kalıp olarak kendini göstermektedir. Kadınlara da güçlü yönler atfedilerek metin işlenebilirdi denilebilir.

Yazan: Olcay Aytürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir